İslam Medeniyetinde Tesbihin Altın Çağı: Zikirden Sanata
İslamiyet’in ilk yıllarında, Peygamber Efendimiz (S.A.V) döneminde duaları saymak için genellikle parmak eklemleri veya küçük taşlar kullanılırdı. Ancak İslam coğrafyasının genişlemesi ve tasavvuf kültürünün derinleşmesiyle birlikte “tesbih”, Müslümanların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. 33 ve 99 taneli formlar, İslam kozmolojisindeki sayısal sembolizmle (Esmaül Hüsna ve namaz tesbihatı) tam bir uyum sağlamıştır.
Abbasiler ve Selçuklular döneminde tesbih kullanımı yaygınlaşsa da, tesbihin gerçek bir “yüksek sanat” haline dönüşmesi Osmanlı İstanbul’unda gerçekleşmiştir. Horoz Lojmanı ve Kapalıçarşı çevresindeki atölyelerde, fildişinden kehribara, kukadan değerli taşlara kadar her malzeme birer sanat eserine dönüştürülmüştür. Osmanlı tesbihi, “imame, durak, pul ve kamçı” gibi parçalarıyla estetik bir anatomiye kavuşmuştur.
İslam sanatının bu zarif mirasını evinizde veya yanınızda taşımak isterseniz, www.multihediyelik.com sitesindeki geleneksel 33’lü ve 99’lu modelleri inceleyerek bu köklü geçmişin bir parçası olabilirsiniz.